Takip edin: Yazılar | Yorumlar

Eski Dell, Yeni Dell

0 yorum
Eski Dell, Yeni Dell

AUSTIN, 24 Ekim 2011 (HBR.im, Osman Kurt)

Ailesinin zoru ile Texas Austin Üniversitesi’nde tıp fakültesine yazılan Michael Dell, o yıllarda bilgisayara ciddi bir ilgi duyuyordu. Michael, üniversitedeki yurt odasını bir bilgisayar atölyesine çevirmişti. Sonra satış lisansı da alan Michael, Texas Eyaleti’nde birçok ihaleye girip bunların bir kısmını kazanır. Ancak bu durumdan haberi olmayan ailesi, onun derslere girmediğinden şüphelenir ve onu kontrol etmek için kampüse gelirler. Babası ona, “Bu bilgisayar saçmalığını bir kenara bırakıp okula odaklanmalısın. Önceliklerini iyi ayarla” deyip “Ömrünü neye harcamak istiyorsun?” diye sorduğunda ise onun cevabı, “IBM ile yarışmak istiyorum” olur. O zaman için genç bir üniversitelinin hayalperestliği gibi gözüken bu sözler, kısa sürede gerçeğe dönüşür.

Michael Dell 27 yaşında Fortune 500’e girerek, en genç Fortune 500 CEO’su olur. Şimdi ise dünyanın 44’üncü zengini. Bir PC şirketi olarak kurduğu Dell’de son yıllarda ciddi bir değişim rüzgârı esiyor. Dell giderek bir PC şirketi olmaktan çıkarken bir hizmet şirketi olmaya doğru ciddi adımlar atıyor.

Michael Dell’in, Dell ile bu denli başarılı olmasının nedeni aslında dünyanın en iyi bilgisayarlarını yapıyor olması değildi. Michael Dell bilgisayar işine girdiğinde bilgisayarlar ile tüketiciler arasında bilgisiz satıcılar olduğunu görmüş ve satıcıları devre dışı bırakıp o zamana kadar olmayan bir iş modelini bilgisayar pazarına sokmuştu. Bilgisayarlarını müşterilere direk olarak satan Dell, hem aracı maliyetini ortadan kaldırıyor hem de bunu fiyatlarına yansıtıyordu. Bu sayede dünyanın en çok satan PC şirketlerinden biri oldu. Ancak bilişim sektörü dünyada en hızlı değişim gösteren sektörlerden biri. Değişime uyum sağlayamayan şirketler ise kısa sürede yok oluyor ya da başka şirketlerin boyunduruğuna giriyorlar. Bu değişim sürecinde Dell de ciddi bir kimlik değişimine gidiyor. “Dell artık bir PC şirketi değil. Dell değişti. Endüstri de değişti. Artık yeni Dell var. Yeni Dell komple çözümler sunan bir bilişim şirketi” diyor Michael Dell ve devam ediyor: “Ama hâlâ son kullanıcıya yönelik cihazlara önem veriyoruz. Bir değişim yaşanıyor ama bu, PC pazarını öldürmez. Bu büyük pazarda olmazsan komple çözümler pazarında olamazsın.”

Deneyimli yönetici bu söylemiyle aslında bir bakıma en büyük rakiplerinden olan HP’ye de gönderme yapıyor. HP’nin PC pazarından çıkacağı ile ilgili söylentiler son dönemde ayyuka çıktı. Bu konuda HP tarafında hâlâ kesin olarak açıklanmış bir karar olmasa da sektörün genelindeki intiba, HP’nin bu pazardan çıkacağı yönünde. Nitekim Dell’in de HP’deki bu karmaşık süreci bir fırsat olarak gördüğü dikkatli gözlerden kaçmıyor. Ekim ayında Austin’de yetkili satıcılar, CIO’lar ve gazetecilerin katılımı ile gerçekleşen Dell World 2011, zamansallığı açısından da oldukça manidar. Şirket iki gün boyunca eko sistemi ve Yeni Dell hakkında bilgi vererek, potansiyel karar vericileri, Dell’in en iyi çözüm sunucu şirket olduğuna ikna etmeye çalıştı. Nitekim aktiviteler öncesinde dağıtılan araştırmalar arasında Dell ve HP çözümleri kullanan yöneticilere dair bir araştırma olması da bu kuşkuları doğruluyor.

Peki, bu karmaşada fırsatı gören Yeni Dell, neler yapıyor? Nelere odaklanıyor? Michael Dell, Dell artık bir PC şirketi değil ama yine de son kullanıcıya yönelik cihazlara ilgimiz sürüyor dese de bu konuda çok da agresif olmadıkları belli oluyor. Nitekim şirket son yıllarda netbook, tablet gibi hızla büyüyen alanlarda çok da agresif olmadı. Bu alanlarda elle tutulur bir hedefi olup olmadığı konusundaki sıkıştırıcı sorular karşısında ise Michael Dell, “Bizim içinde bulunduğumuz pazar 3 trilyon dolarlık bir pazar. Son kullanıcıya yönelik cihazlar bu pazarın sadece 250 milyar dolarlık kısmını oluşturuyor. Biz bu pazarla da ilgiliyiz ama odak noktamız bu alan değil” diyor. Nitekim Dell’in bu alanda trendleri belirleme gibi bir kaygısı yok. Tam tersine Dell burada bir süre bekle gör stratejisi ile trendleri takip etmeyi tercih ediyor. “Biz katılmaktan çok izleme aşamasındayız. İleride belki de ekosistemin bir oyuncusu ile partnerlik bile yapabiliriz” diyor Dell ve devam ediyor: “Bu alanda daha başlangıç aşamasında olduğumuzu düşünüyoruz. Apple iyi bir başlangıç yaptı ama daha çok potansiyel var.” Dell, piyasadaki birçok oyuncu gibi özellikle tablet alanında Windows 8’in gelmesi ile yeni bir fırsat çıkacağını öngörüyor.

Tabii bu Dell’in PC pazarını şimdilik yok saydığı ve bu alandan çıkacağı anlamına gelmiyor. PC pazarı hâlihazırda yılda 1,5 milyar adetlik bir pazar. Bu pazarın 2 milyar adede kadar çıkması öngörülüyor. Microsoft CEO’su Steve Ballmer, “Dünyanın en popüler akıllı cihazı Windows PC” diyor. Ancak son yıllarda PC’nin diğer akıllı cihazlarla birlikte tahtının sallandığı da bir gerçek. Intel CEO’su Paul Otellini, “Intel PC’yi seviyor. PC’nin son yıllarda biraz yavaş kaldığı da bir gerçek. Onun da kendini geliştirmesi lazım. Bizim gelecek vizyonumuzda daha ince, daha hafif, daha uygun fiyatlı ve daha çok batarya süresine sahip ultrabook’lar var” diyor ve ekliyor: “Intel ultrabooklar için 300 milyon dolarlık fon ayırdı ve ilk ultrabooklar 2012 yılında piyasaya çıkacak.” Yeni Dell, komple çözümler pazarında olmasına yardımcı olması için PC pazarında kalmak durumunda. Sonuçta çalışanların evlerinde kullanmadıkları cihazları ofislerinde kullanmasını beklemek pek de başarılı sonuçlar getirmeyebilir.

Ancak Yeni Dell, artık PC satışlarında da eskisi kadar agresif olmayacak. Nitekim şirketin bu yıl dünyanın en fazla satan ikinci bilgisayar üreticisi olma şapkası Lenovo tarafından elinden alınabilir. Ancak bu durum Dell yöneticilerini pek de rahatsız ediyor gibi gözükmüyor. Michael Dell, “Satılan PC adedi olarak bakarsanız Lenovo bizi bu yıl kolaylıkla geçebilir. Ama gelir ve kârlılık olarak bakarsanız geçemez. Biz daha çok gelir ve kârlılığa odaklanıyoruz. Bizimle Lenovo’nun stratejileri farklı” diyor.

Önümüzdeki dönemde Dell’in odağında şirketlerin kompleks iş sorunlarını çözmeye yönelik hizmet, yazılım, sistem ve depolama teknolojileri olacak. Dell Services’da 20 bini Amerika’da olmak üzere dünya genelinde 45 bin kişinin çalışıyor olması, şirketin zaman içinde ne denli büyük bir hizmet şirketine dönüştüğünün göstergesi. Şirket son dönemde bu alandaki portföyünü genişletmek için çok agresif satın almalar gerçekleştirdi. Perrot Systems, Secureworks, Kace, Boomi, RNA Networks; Dell’in son yıllarda portföyüne kattığı şirketlerin sadece bir kısmı. Şirket bu alandaki portföyünü güçlendirdikçe gelirleri de artıyor. Dell’in hâlihazırda gelirlerinin yüzde 80’ini şirketlere ve kurumlara sunduğu çözümlerden geliyor. Dell sağlık alanında pazar lideri, eğitimde ise ikinci sırada. Bunun yanında bankacılık, finansal hizmetler ve perakende gibi pazarlar da şirketin ciddi ilgi alanını oluşturuyor. Şirket bu alanlarda agresif satın almalarına devam etmeyi düşünüyor. Nitekim Amerikalı şirketin hâlihazırda elinde 16 milyar dolarlık varlığı bulunuyor.

Dell World 2011 sırasında şirket, 1 milyar dolarlık bir yatırım bütçesi olduğunu açıkladı. Şirket bu bütçeyi özellikle son teknoloji bulut veri merkezilerine ve yedekleme teknolojilerine yatırmayı planlıyor. Nitekim bu alan her geçen gün popülerleşiyor. Bu alandaki başarılı örnekler, sektördeki oyuncuları bu alana yatırım yapmaya zorluyor. Salesforce.com bu konuda en başarılı örneklerden biri. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Marc Benioff, “2,1 milyar dolarlık ciroyu aşan ilk bulut bilişim şirketiyiz” diyor. Bulut bilişim sayesinde şirketler hatta ülkeler bile ciddi ekonomik geri dönüşler elde edebiliyorlar. 2009 – 2011 yılları arasında Amerikan Hükümeti CIO’su olan Vivek Kundra, “Sadece e-mailleri buluta taşıyarak 35 milyon dolarlık bir tasarruf sağladık” diyor. Microsoft da bu konuda yaşanan değişime kayıtsız kalamıyor. Şirket de yeni Windows 8’i buluta uyumlu tasarlıyor. Steve Ballmer, “Sunucu tarafında herkes buluta gidiyor. Windows 8’i biz de buluta göre tasarladık” diyor.

Ancak sektördeki çoğu oyuncunun bulut bilişime yöneldiği bu dönemde herkesin konu hakkında çok da bilgili olduğu söylenemez. Birçokları trend bu yöne gittiği için bir nevi trendi takip ediyor. Ama öndekileri takip ederken içlerindeki şüpheleri de beraberlerinde taşıyorlar. Dell’in bünyesine kattığı Boomi de aslında bu alandaki bilgi eksikliğinden kaynaklanan korkuları dindirmeye yönelik bir oyuncuydu. Bulut bilişim danışmanlığı, pazarın talep ettiği bir hizmet.

Buluta geçerken şirketlerin kafasındaki bir soru işareti de güvenlik. Paul Otellini, “Siber suçların dünyadaki maliyetinin 1 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor” diyor. Bu yüzden bu alanda güvenlik ön plana çıkıyor. Zaten son dönemde güvenlik şirketlerinin büyük şirketler tarafından satın alındıkları gözlerden kaçmıyor. Intel McAfee’i, Dell ise Secureworks’u benzer nedenlerle bünyelerine dahil ettiler. Bu sayede bulut bilişim giderek, klasik yöntemlere göre daha güvenli olmaya başlıyor. Vivek Kundra, “Ben bulutun klasik modelden daha güvenli olduğunu düşünüyorum” diyor.

Bu algılar zamanla pozitif yönde değişebilir. Ancak yine de akıllarda bazı soru işaretleri olmaya hep devam edecek. Bunlardan biri de tüketici bulutunda yakalanan başarının iş alanında yakalanıp yakalanamayacağı yönünde. IDC İş Platformları ve Veri Merkezleri Trendlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bailey, “Facebook, Twitter gibi tüketici bulutunda ciddi bir başarı yakalandı. Netflix gibi B to C bulutta da başarı geldi. Ancak tüketici alanında yakalanan başarıyı işle karıştırmamak lazım” diyor. İlk işaretler B to B’de de başarı yakalanacağı şeklinde. Ama bunun tutup tutmayacağını yakın gelecekte çok daha iyi görebilme imkanı olacak.

Üniversitedeyken tıp fakültesindeki derslerine girmeyerek bilişim alanında risk alan Michael Dell, o zaman aldığı riskin meyvesini topladı. Deneyimli yöneticinin şimdi aldığı risk o zamankine göre çok daha ufak gibi gözüküyor. Ancak deneyimli yöneticinin artık kaybedecek çok daha fazla şeyi var.

Comments are closed.