Takip edin: Yazılar | Yorumlar

Kül bulutunun içine doğru bir yolculuk

10 yorum
Kül bulutunun içine doğru bir yolculuk
Bir Eyyafyallayökül deneyimi

İSTANBUL, 19 Nisan 2010 (HBR.im, Merve Kara)

Lufthansa Havayollarıyla 9 Mayıs’ta Münih’ten aktarmalı olarak Boston’a devam edecek yolculuğumuz İstanbul semalarında sorunsuz başlamıştı. Terslikler genellikle bir kırılma anıyla başlar, bir noktadan sonra şansın pek de sizden yana olmadığını; en azından bir süre buna güvenmemeniz gerektiğini anlarsınız. Benim için dönüm noktası uçağın havaalanına iner inmez yapılmaya başlanan anonstu. Karaya ulaşır ulaşmaz gelen sarsıntı ve ‘bütün uçuşlar iptal edildi’ haberiyle ben ve gazeteci arkadaşım kendimizi havayolu endüstrisini son birkaç haftada milyarlarca zarara uğratan kül bulutlarının içinde bulduk. Havaalanlarındaki tanıdık telaş ve hızlı tempo yerini oldukça soğuk hatta buz gibi bir havaya bırakmıştı. Bizimse ikna olmamız için çıkış kapısına gitmemiz gerekiyordu. Kapıya ulaştığımızda hostesler binlerce kişiye söyledikleri cümleleri bizim için de tekrar ettiler: “Saat 3’ten sonraki bütün uçuşlar durduruldu ve bugün havaalanı büyük ihtimalle kapatıldı.” Uzun bir bekleyişin ilk dakikalarında şaşkınlık ve öfkeyle Lufthansa’nın Business Lounge’un yolunu tuttuk. İnternet başında yeni uçuş rotaları planlarken 2 saat geçti ve o geceyi Münih’te geçireceğimiz kesinleşti. Biletlerimizi yeniden düzenlemek ve belirsizliği biraz da olsun gidermek için Lounge’un girişindeki kalabalık ve bir türlü ilerlemeyen sıraya girdim. Bir kişinin ortalama olarak yarım saatte işlemini tamamladığı sırada 5 saat geçti ve akşam saat 10 civarında bizimle ilgilenecek bir Lufthansa yetkilisine ulaştık. Herkes gibi, masa başındaki dört yetkili de oldukça gergindi. Bizimle ilgilenen yetkili, bir sonraki gün saat 16’daki Boston uçuşunun 60 kişilik bekleme listesine dahil olmamız durumunda, büyük ihtimalle bilet bulabileceğimiz konusunda ikna edici görünüyordu. Daha erken saatteki Frankfurt aktarmalı Boston uçuşu ise çoktan dolmuştu. Görünüşe göre bekleme çilesi bir sonraki gün de devam ediyordu. Biletleri düzenleyen kadın, diğer Business class yolcuları için olduğu gibi bize de bir gecelik otel ve taksi ayarlayabileceğini söyledi. Pasaport bilgilerimizi ekrana girerken bunun saatlerdir aldığım en iyi haber olduğunu düşünüyordum. Ancak sevinç pek de sürmedi, çünkü yetkili kadın Schengen vizemiz olmadığı için yapabileceği bir şey olmadığını belirtti sert ama kibar bir tonla . Bu tip durumlarda mağdur olan yolculara transit bölgenin dışına çıkabilmeleri ve bagajlarını kontrol edebilmeleri için verilen kısa süreli vize uygulamasından bahsettim. Ancak kadın bunun kesinlikle mümkün olmadığını söyledi. Bundan 20 yıl önce Türk vatandaşlarının hizmet almak ya da vermek amacıyla vizesiz girme hakkını kazandıkları Almanya sınırında, bir felaket anında valizimi kontrol etmem için benden vize isteniyordu. Oysa durumda herhangi bir iyileştirme sağlamayan bu uygulamanın uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu söyleyen  Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Harun Gümrükçü, aslında vize uygulamasının kalktığını belirtiyor…

Hüsranla Lounge’a geri döndüm, neredeyse tamamen boşalmıştı, bizim dışımızda kalan iki kişinin de Türk olması tesadüf değildi elbette… Otelden vazgeçmiş Lounge koltuklarında uyumaya razı olmuştum ki aradan yarım saat geçmeden yetkililerden bir beyefendi gelip ‘kapatıyoruz’ dedi. Ne yapmamızı önerdiği soruma gelen cevap, ‘herkes gibi H2 kapısına yerleştirilen yataklarda uyuyabilirsiniz’ di. Oysa lounge’un arka tarafında yeterli sayıda yatak vardı ve pekala burada kalmamız sağlanabilirdi. İşin kötü tarafı ne hizmetin kalitesiyle ne de Premium hizmetlerin sözde acil durum çözümleriyle örtüşen bu durumu tartışabilecek seviyede bir muhatabın da ortalarda görünmüyor olmasıydı. Yalnızca bilet masasında hep bir ağızdan konuşan yetkililer vardı. Ve bağırarak bu felaketin kendi ellerinde olmadığı gibi anlamsız argümanlar sunuyorlardı. Herkes gibi olmakla ilgili bir sorunum yoktu elbette ancak neden herkesten daha fazla ödediğimle ilgili havayolu şirketinin bir fikri olmalı diye düşünüyordum.

Uykusuz bir gecenin sabahında kendimizi yeniden bilet masasında bulduk. Frankfurt uçuşunda yer vardı ancak yolculuk için geçici vize almamız gerekiyordu. Masadaki Lufthansa yetkilisi aracılığıyla yapılan başvuru ise kısa sürede ‘çok genç’ olduğumuz gerekçesiyle reddedildi. Saçmalık devam ediyordu nitekim Almanya Yüksek İdare Mahkemesi Daire Başkanı Yargıç Dr. Klaus Dienelt de Schengen Antlaşması’nın AB’nin uluslararası anlaşmalarına nazaran ikincil nitelikte olduğunu belirtiyor ve ekliyor, AB yasaları ’Türkler vizesiz girebilir’ diyor.

Yetkili yeni uçuş alternatiflerini denemeye devam ediyordu ancak benim sabrım tükenmişti. Saat 11’deki İstanbul uçuşunda kalan son yeri almaya karar verdim. Süreç benim için yeterince yıldırıcıydı üstelik öğleden sonra uçuşların iptal edilme ihtimali devam ediyordu.

Arkadaşım Kanada aktarmalı uçuşu tercih etti ancak sonra aldığım habere göre uçaktan vizesi olmadığı için yaka paça atılmış. Oysa satış yetkilisi transit uçuş olduğu için vizeye ihtiyacı olmadığını söylemişti… Kötü sürprizler Atatürk Havalimanı’nda da devam etti; ben ve benim gibi vize engeline takılan birçok kişinin valizleri kaybolmuştu. Hala bulunma ihtimali olsa da bu kötü deneyimi yaşayan onca mağdurun kaybolan güveninin geri gelmesi oldukça zor.

Yorumunuzu ekleyin

You must be logged in to post a comment.